|
Okumakta Olduğunuz Kitabı Tanıtın!
|
| Yazar |
Mesaj |
Tşk. Etti =80
Tşk. Puanı = 120
|
Okumakta Olduğunuz Kitabı Tanıtın!
Şu an okumakta olduğunu kitabi tanıtın,eleştirin,tavsiye edin.
my heart used to be cold
'Til your hands laid on my soul
Baby, that's why you're beautiful
Bu Mesaj 09-20-2008 10:37 PM değiştirilmiştir. Değiştiren... : Coco Channel!.
|
|
| 09-20-2008 10:34 PM |
|
 |
Tşk. Etti =80
Tşk. Puanı = 120
|
RE: Okumakta OIduğunuz Kitabı Tanıtın!
Nefertiti
“Nefertiti”, “Mısır’ın Kraliçesi-Sonsuzluğun Kızı” altbaşlığıyla, tarihi gerçeklere uygun olarak kurgulanmış bir roman. Remzi Kitabevi tarafından yayımlandı. Ayşe Başçı’nın özenli çevirisiyle okurla buluşan eserin yazarı, Michelle Moran. Moran, 1980 doğumlu, Amerikalı genç bir yazar. Dünya genelinde sık sık yaptığı geziler ve katılmış olduğu gönüllü arkeolojik çalışmaların ardından özel bir tutkuyla tarihi kurgulara yönelmiş. Moran’ın kitapları hem Amerika’da hem de İngiltere’de yayımlanıyor. Eserleri onbeşten fazla dile çevrilen yazarın geniş bir okur kitlesi var.
Yazar, okuru daha kitabın en başından firavunlar dönemine götürüp Mısır’ın o gizemli atmosferine, çölün çıldırtıcı büyüsüne, gecenin o devasa sessizliğine sokuveriyor. “Ölüleri anmak, onları hayata döndürmektir” diyen bir Mısır atasözüyle başlayıp etrafındaki topraklara yasam kaynağı olan Nil’in kıyısına oturtuyor okuru. Başınızı çevirdiğiniz anda “kedi gözlü” bir kadınla göz göze geliyorsunuz. “Kimsin?” demeye kalmadan Nefertiti’nin küçük kardeşi Mutnojmet olduğunu söylüyor size. Oturuşu, bakışı ve sesindeki “bilgelik”le başlıyor anlatmaya ablasını ve yaşadıkları dönemi...
--------------------------
Henüz okumaktayım;ama şu kadarını söyleyebilirim ki,yazar biz kadınların güç hırsını,gerektiğinde nankörlüğünü ve mükemmel beyin yapımızı dudak uçuklatıcak bir açıklıkla anlatmış.Okumadan Nefertiti'ye Cadı gözüyle bakmayın derim ben.Zaten Mısır tarihine meraklıyımdır.Tavsiye ediyorum.
my heart used to be cold
'Til your hands laid on my soul
Baby, that's why you're beautiful
|
|
| 09-20-2008 10:37 PM |
|
 |
Tşk. Etti =0
Tşk. Puanı = 2
|
Okumayan Hayatının Hatasını Yapar

BU KİTABI OKUYANA HELAL!!!
GÜLMEKTEN ÇATLAMAK İÇİN BİREBİR
Türkiyemin dört bir yanındaki komik ve bi okadarda gerçek alışkanlıklar
Herşeyimizle biz Türkler!!!...
Türkleri anlama kılavuzu
(Aşağıda kitaptan bazı alıntılar... 
Madde 3: Çocuk yüzmeyi çabuk öğrensin diye babası tarafından kucaklanıp denize atılır..
Türkiye'de babalar sahillerin olmazsa olmazlarıdır. Yüzme öğrensin diye çocuklarını kucaklar ve 'Sıkma kendini, rahat bırak' diye suya atarlar. Bahane de hazırdır. 'Olur mu? Bak Rusya'ya. Orada çocukları doğar doğmaz havuza atıyorlar, yüzmeyi öğrensin diye. Olimpiyatlarda görüyoruz herhalde...'
Madde 7: Hesap ödeyen erkek, hesabı ödemek için gereken işlemi masanın altında yapar.
Türk erkeği ödediği hesabı masadakilerin görmesini istemez. Eğer görürlerse ayıp olacağını düşünür ve karşıdakilerin 'Ulan amma da görgüsüz herif, hem ısmarlıyor hem de hesabı gözümüze sokuyor' demesinden çekinir. Böyle bir davranışa bir de Eskimo erkeklerinde rastlanılabilir. Hesabı açıkta ödeyen Eskimo'nun eli haliyle donacaktır.
Madde 11: Türkiye'de ilk, orta, lise, üniversite, yüksek lisans, doktora fark etmez, sınav kağıtları dağıtılırken, bir öğrenci mutlaka 'Hocam istediğimiz sorudan başlayabilir miyiz?' sorusunu sorar.
Aynı öğrenci, öğretmen haftaya sınav yapacağını bildirdiğinde 'kaçıncı sayfaya kadar sorumluyuz hocam' sorusunu soran ama yine de sınava çalışmayan öğrencidir.
Madde 25: Tüm ısrarlara rağmen misafir 'Yemeyeceğim yeter!' diyorsa, ev sahibi son kozunu değerlendirir ve ilahi gücü cümle içinde kullanıp 'Bak Allah'ın adını verdim' diyerek misafiri köşeye sıkıştırır.
Misafir bunun üzerine midesi dolu olsa da, ilahi kudret korkusundan mıdır kaçış yolu kalmamasından mıdır, ne var ne yoksa bir çırpıda yer.
Madde 31: İşyeri açılışının yapıldığı gün satılan ilk üründen elde edilen para (siftah parası) bereket getireceğine inanılıp çerçeveletilir ve işyerinin duvarına asılır.
İşyerleri açılışı çok önemlidir. Alışveriş yapanlar ürünlerin gerçek karşılığını değil, gönüllerinden geçeni kasaya bırakırlar. İlk alışveriş parası herkese gösterilir.
Madde 34: Üzerinden araç geçsin ve temizlensin diye işyeri paspasları cadde ortasına fırlatılır.
Sinek avlayan esnaf Türkiye'de temizlik hastası kesilir. Alır eline hortumu baştan aşağı dükkanının bulunduğu caddeyi, kaldırımları bir güzel sular. O da yetmez, yandaki caddeleri ve sokakları da sulamayı iş edinir. O arada paspaslar da temizlikten payını alır.
Madde 42: Misafirlikte kolonya ikram edilirken büyüklerin ellerine çocukların kafasına dökülür.
Aynı misafirlikte biraz büyük bir çocuk varsa mutlaka 'Geçen bunu hamama götürdük. Babasını da getirseydin bari dediler' geyiği mutlaka yapılır.
Madde 46: Durakta değil de, her el kaldıran yolcu gördüğünde duran otobüse halk otobüsü denir. Halk otobüsü halkı kırmaz, durur.
Halk otobüsünün belediye otobüsünden tek farkı budur.
Madde 49: Sehirlerarası otobüs yolculuklarında kan bağı yoksa (karı, koca, yeğen, yenge gibi) bayan yanına erkeğin oturması firma tarafından kabul edilmez..
Türkiye'de en önemli namus bekçileri otobüs muavinleridir. Muavinlere göre birbirlerini hiç tanımayan iki karşı cinsin, mesafe olmaksızın seyahat etmesi, ateşle barutun birbirine bitişik iki koltuktan bilet alması gibi bir şeydir. Buna asla izin vermezler. Ancak gidilecek yol boyunca erkeğin yanına oturtmadıkları genç kızı kesmeyi de ihmal etmezler.
Madde 60 : D üğün salonunda halay ekibi, önce pistte çember oluşturarak coşar.
Ardından masaların arasından geçerken halaya yeni kişiler alınır. En sonunda düğün salonunun duvarları boyunca halay çekilir. Ve nihayet halaydan kopmalar başlar... Halay ekibi dağılsa da, 2-3 kişi şuurunu kaybetmiş şekilde halay çekmeye devam eder... Çok sonra anlaşılır ekibin dağıldığı...
Madde 63: Gelinin belinde yer alan kırmızı kuşak bekareti simgeler.
Damadın elbisesi üzerinde renkli bir çaput parçası, herhangi bir işaret bulunmadığından cinsel geçmişi hakkında fikir yürütmek mümkün değildir. Aslında bu geçmişle pek ilgilenen de yoktur.
Madde 64: Kafa bir yere çarptığında şişmesin diye çiğnenmiş ekmekle ovalanır.
Türklerin 'Kendi kendine tedavi' yöntemleri sadece bunlarla bitmez. Ağrıyan yere sıcak tuğla konur. Isıtılmış çay bardakları ile sırt çekilir. Arpacık çıkmış göze sarmısak sürülür. Sarılık olmuş kişiye kendi idrarı içirilir. Kesilen ve kanayan yere tütün basılır. Paslı çivi batan yer sopayla dövülür. Burkulan yere biftek bağlanır. Yanan yere diş macunu sürülür.
Madde 66: Bütün ilaçlar buzdolabında saklanır.
Buzdolabının kola, su, gazoz koyulan bölgesi ilaçlara yetmeyince, ilaçlar yumurtaların bulunduğu alanda, kurumuş yarım limonlara komşuluk yapar.
' «Cђя!§ ßяoWη §eªN PªuL « ß«sR'~≈!!!//
ANTİ ANTİ ANTİ ROCK >:=(
Alex'mm -kalp kalp-

|
|
| 09-21-2008 11:38 AM |
|
 |
Tşk. Etti =153
Tşk. Puanı = 67
|
RE: Okumakta Olduğunuz Kitabı Tanıtın!
haybeden gerçek üstü konuşmalar - yılmaz erdoğan karı koca kavgalarından bahsetiyor


Egoist Mazoist vee Nevrotiksin 
|
|
| 09-23-2008 10:20 AM |
|
 |
Tşk. Etti =0
Tşk. Puanı = 2
|
|
| 10-25-2008 01:32 AM |
|
 |